20 Ekim 2010 Çarşamba

Saadet Partisi Liderini Biliyor

Saadet Partisi Liderini Biliyor

Yüzde üçlerde oy oranına sahip bir parti olmasına rağmen, temmuz ayından beri deyim yerindeyse Saadet Partisi ile yatıp, onunla kalkıyoruz. Bu partiyi bu kadar önemli kılan acaba nedir sorusunun cevabını bir başka yazıda arayalım diyerek, bu yazıda 17 Ekimde yapılan olağanüstü kongreye dair düşünceleri paylaşalım..

Kongre sonucuna göre Erbakan 5. partisine yeniden genel başkan seçildi. Kurduğu 4 parti kapatılan, siyasi yasaklar alan, 12 Eylülde 36 yıl hapis istemiyle yargılanan Erbakan, 84 yaşına geldiğinde bedeni yıpransa da söylemleriyle dimdik ayakta olduğunu gösterdi.

Olaylı temmuz kongresinden sonra bir türlü toparlanamayan Saadet Partisi bu hamle ile kendi lehine olabilecek belki de en doğru kararı verdi. Çünkü kim ne derse desin Erbakan ismi, kendisine inananlar ve sevenlerince üzerine titrenen bir isim. Numan Kurtulmuş döneminde partililerde bir kuşku havası, parti elden gidiyor mu endişesi vardı. Elden gitme derken bazıları bundan kastın Erbakan ve ailesinden uzaklaşma olduğuna inansa da, aslında Saadet Partililer için, parti elden gider mi korkusu, ilkelerden taviz verilecek mi korkusuydu. Zaten Kurtulmuş döneminde yaşanılan sorunun temel noktası da işte bu ilkeler bazındaki yaklaşım farklılığıydı.

Son kongre ile Saadet Partisi Erbakan’ın bildiğimiz söylemlerini baz alan, Adil Düzen sistemine inanan, emperyalist sistemlere karşıt görüşler geliştiren temel değerlerine sarılmış oldu. Ancak medyaya baktığımızda ne yazık ki, ne tv ekranlarında, ne internet haber sitelerinde, ne de yazılı basında Erbakan’ın yaşı, ailesi, oğlu, kızı dışında bir haber görebiliyoruz. Tek sorunun Erbakan ve ailesi etrafında dönen bir parti, bir oluşum varmış havası verilmeye çalışılıyor. Erbakan’ın çocukları, babalarının soyadını taşımalarından ötürü siyasi arenada cezalandırılmaya çalışılıyor.

Tiyatrocu bir babanın kızı/oğlu veya müzisyen bir annenin kızı/oğlu da anne-babasıyla aynı mesleği yapmanın zorluğunu elbet yaşıyordur. Tıpkı okullarda, anne ya da babası öğretmen olan çocukların bunun sıkıntısını yaşaması gibi sıradan olan bu durumun sanki tek örneği Erbakan ailesiymiş gibi davranılması çifte standarttan başka nedir?

Bir tür zihin tutulması mı yapılmaya çalışılıyor? Çünkü bu karmaşada Erbakan’ın ne söylediklerini anlamak zorlaşıyor. Bir kere kendisini yeterince duymamız mümkün olmuyor, ikincisi ise ne dediğine bakmak yerine ailesi ve yaşından öteye bir analiz yapmak imkânı doğmuyor.

Erbakan, sevenlerinin de sevmeyenlerinin de kendisi hakkında bol bol konuşmaktan zevk aldığı bir isim. Sevmeyenlerini ikiye ayırabiliriz: Erbakan’a karşı duydukları siyasi nefreti fütursuzca ortaya koyanlar ya da gizli bir nefret duymalarına rağmen bunu örtülü cümlelerle ifade edenler.

Sevenlerini de ikiye ayırmak mümkün: Erbakan ne demişse odur diyenler, Erbakan’ı sever görünüp de aslında onun söylemlerini pek fazla benimsemeyenler. Bu tanımlamalar oldukça geneldir, ancak Erbakan hareketine verilen tepkilere bakıldığında örneklerini rahatlıkla bulabileceğimiz en yalın bakış açısıdır diyebiliriz.

Kongrede 687 delege oy kullandı ve bu oylardan üç geçersiz haricinde kalan 684 oyu Erbakan aldı. Daha önce hatırlarsanız olaylı kongrenin yeniden yapılması için 650 delegenin imza verdiği söylenmiş ancak Kurtulmuş buna rağmen kongreye gitmeyeceğini açıklamıştı. O imzaların sadece Erbakan taraftarlarınca verilmiş olduğunu düşünsek bile Erbakan, bu kongrede bundan daha fazla oy almış oldu. Dolayısıyla Saadet Partisi için, Erbakan’ı sevenlerin bir tür Hocaya bağlılık oluşumu ya da Erbakan fan klup değerlendirmesi yapmak çok da yerinde görünmüyor. Kaldı ki Numan Kurtulmuş ile hareket edeceğini söyleyip istifa ettikleri belirtilen 150 kadar delegenin de halen toplam delege sayısı içerisinde bulunduğuna bakarsak Erbakan’ın almış olduğu oyun Hocaya bağlılık hareketini aşan bir boyutta olduğunu görebiliriz.

Buradan şu sonuca varmak mümkün. Fatih Erbakan haklı çıktı.

Numan Kurtulmuş’un tabanda bir karşılığı olmadığını söyleyen Fatih Erbakan’ın bu açıklaması belki siyaseten çok şık olmasa da hakikat nazarında bakıldığında haklı çıkıyor. Çünkü olaylı kongrenin camiayı tatmin etmediği ve liste tartışmaları nedeniyle temmuz kongresinde adil bir oylama yapılamadığı gerçeği “Çeliklendik, Şuurlandık, Geliyoruz” sloganı ile 17.Ekimde yapılan olağanüstü kongreyle netleşmiş oluyor.

Kısaca rakamlara bakalım. Temmuz kongresinde 1250 delegenin 634’ü oy kullanırken, Numan Kurtulmuş genel başkanlık için gereken salt çoğunluğu alamamıştı. İkinci tur oylamada da salt çoğunluğu alamayan Numan Kurtulmuş, salt çoğunluğun aranmadığı üçüncü turda 310 oy ile genel başkan seçilmişti.

Dolayısıyla Erbakan’ın partisinden, Erbakan’ın kendisini ve ilkelerini tasfiye etmeye çalışan Numan Kurtulmuş ve ekibinin Saadet Partisi ile ciddi bir zihniyet uyuşmazlığının olduğu bir kez daha tespit edilmiş oldu.

Hatice Adalar (20.Ekim.2010)
Mnazim.com
e-mail
online soru

0 yorum:

Yorum Gönder

Flickr Photostream