27 Şubat 2010 Cumartesi

Kibrit Şato

Kibrit Şato


Anılara yolculuk etmeye devam edelim. Bu kez çocukluğumun mimari şaheserini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakmayın çocukluğumun dediğime, bu köşk halen gözümde bir şaheserdir.


Yaşını soracak olursanız en az yirmibeş yıllık olduğunu
söyleyebilirim. Haliyle biraz yıpranmıştır. Ne yazık ki bu yıpranma sürecine balkon korkuluğunu kırarak küçük bir katkım olduğunu itiraf etmeliyim. Ön kısımda kapı önü olarak tasarlanan bölümü de kaplayarak orijinal halinden koparmış olduğumun farkındayım; lakin görüntü itibariyle zaman içerisindeki yıpranma bunu mecburi kılmıştı. Oysa o görünmeyen bölüm de kibrit kutularından yapılmış olup, köşkümüzün önündeki küçük avlu niyetineydi.

Köşke zayiat verme durumundaki başrol oyunculuğumu itiraf ettikten sonra gelelim bu şaheserin mimarını açıklamaya. Yapılırken de merakla sorular sorararak ve "Amca o kadar kibriti ne yapacasın? Yapıştırıcıyla ne işin var? Amcam yukardaki çöpleri niye atmıyor?" diye diye herkesin başının etini yediğim düşünülürse bu cânım köşk az çekmemiştir bendenizden. :)

Meraklı sorularımdan da anlaşılacağı üzere bu köşkün mimarı çok sevdiğim amcamdır. Kendisini odasında kibrit çöplerine boğulmuş haliyle hayal meyal hatırlarım. Diğer hafızamda kalmış şeyler ise sehpanın üzerine saçılmış çeşitli boylardaki kibrit çöpleri, itina ile bir köşede biriktirilmiş boş kibrit kutuları, mukavvalar ve tutkal...

Onca emek vererek hazırladığı eserini bize hediye ettiği için, evimizde baş köşeye konulmuş bir hatırası ile her zaman yanımızda olduğu için ve yıllar sonra da bu yazıyı sizlerle paylaşmama vesile olduğu için Sevgili Amcama çook teşekkür ederim. Ellerine, yüreğine sağlık amca ;)



Bu yazı şurada yayınlanıyor.
Resim sevinci ise burada, belki  ilginizi çeker.

0 yorum:

Yorum Gönder

Flickr Photostream